İsmail İpek

 

Ben Feyzullah Çınar’ın plaklarını dinlerdim.Fakat tanımıyordum.1967’nin Aralık ayında tanıştım.Oda benim plaklarımı dinlemiş,ne güzel bir ses demiş.Osman Dağlı’ya sormuş,oda hemşerim sizi tanıştırırım demiş.Bende ozaman Ankara Sıhhıye Necatibey caddesinde Halk oyuncuları sahnesinde çalışıyordum.

 

Bir gün oyun bitince misafirlerin var dediler.Giyindim,kulise çıktım.Osman Dağlı ve yanında Çınar gibi yakışıklı bir adam.Osman dediki bu Feyzullah Çınar.Tanıştığımıza çok sevinmiştim,çabuk kaynaştık,arkadaşlığımız hızla ilerledi.Can dostu olduk.O yıllarda ilk eşini kaybetmişti.

 

Nesimi Çimen’le birlikte evine gittik.Tuzluçayır’da bir gecekonduda,üstte babası ve annesi,alt katta ise kendisi oturuyordu.

 

Beraber konserler vermeye başladık.Kimseye söyleyemediğimiz sırlarımızı birbirimize söyledik.Karşılıklı güvenimiz tamdı.Bende onun gizli hatıraları saklı duruyor,benimkilerde onunla gitti.Arkadaşlığı ve sırdaşlığı çok sağlamdı.

Yanımızda gençler yetiştirdik.Sefil Mustafa,Mustafa Pınar ve Talip Şahin.

 

Feyzullah onlara benim oğullarım derdi,onlarda ona baba.Feyzullah muhabbeti ve rakıyı severdi.Fakat rakıyı küçük          şişede içmezdi.İlle büyük olacak.Büyük rakı bulamazsa küçük rakı şişesini büyük boş şişeye doldurur içerdi.Sorduğumuzda’’büyük adam byük içer’’derdi.

 

1974’te ben Almanya’ya gitmiştim,orda da karşılaştık.Bir kaç konser verdik.Sonra ikimiz de Ankara Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’nde çalışmaya başladık.O dışarıda posta başı olarak çalışıyordu,ben de müdürlüğün içinde çalışıyordum.Onların işi saat 13-14’te biterdi.Bakardım ki yavaş yavaş yürüyerek geliyor.Ağzında piposu’’işte baba geliyor’’derdim.Dertleşirdik,sohbet ederdik.

 

O zamanlar Türkiye’de şiddetli sağ-sol davaları devam ediyordu.Sol fraksiyonların ayrı ayrı ozan grupları vardı.Biz de başka arkadaşlarla birlikte Dev Yol gecelerine konserlere giderdik.Çok sık oluyordu,müdürlük de bize iin veriyordu.Belediye Başkanı Vedat Dalokay’dı.

 

Ankara Sıhhıye’de zabıta lokali vardı,orda bir konser verdik.Daha önce de ‘’İsmail ortalık iyi değil,ben bir silah aldım.Bir tane de sana alalım,kendimizi koruruz’’dedi.O gün de tabancayı üstüne almış.Zabıta lokalinde konseri verdik,çıktık bir taksiye bindik eve gidiyoruz.İkimiz de aynı bölgede oturuyoruz.Tuzluçayır’da çevirme oldu.Polis tüm arabalara bakıyordu.Ben Feyzullah babaya dedim ki’’bozuntuya verme polis geldi’’o elini arkasına attı,heyecanlandı polis de kuşkulandı.

 

Bizi indirdi arama yaptı.Tabancayı buldu.Feyzullah’ı aldılar beni bıraktılar.Evine gittim,durumu anlattım.Telefonla bazı yerleri aradık,Mustafa Timisi’yi bulduk.O da eve geldi.Sabah oldu adliyeye gittik.Babayı serbest bıraktılar.Sonra gazeteler Feyzullah ÇINAR’ın sazında tabanca çıktı diye yazdılar.

 

1977 seçimlerinde dedi ki’’gel Birlik Partisi’ne yardım edek’’,’’sen bilirsin baba’’dedim.Mustafa Timisi ile Tokat,Çorum,Amasya ve Sivas yörelerini gezdik,konserler verdik.Birgün gençler Sivas Divriği’de bir konser hazırlamışlar,gittik.Divriği Kale Sineması’nda konser devam ederken dediler ki,sizi polis kapıda bekliyor,götürecekler.Mehmet Ali Karababa ve başka arkadaşlar sinemanın arka kapısında bir jiple bizi Cürek’e kaçırdılar.Cürek’te birgün kaldık.

 

Ertesi gün,gece trenle Ankara’ya döndük.Yine Antalya’da bir konser var dediler,ikimiz gittik.Antalya’da gençler,Konya altında halk plajında konser düzenlemişler.Oralar sol gençliğin elindeydi.Konseri verdik,gece muhabbet ettik,babanın kafası iyileşti.Sahilde küçük küçük odalar vardı.Biz ve gençler o odalarda kaldık.Uyandım baba yok!Gençlerin odalarına baktım yok!Korktum,gider denize girer boğulur diye ödüm koptu.

 

Feyzullah baba,içtiği zaman’’dut yedim duttu beni’’ söylüyorsa bil ki kafa tam.Baktım ki ses geliyor’’dut yedim duttu beni’’.Gittim ki deniz kenarına sırtüstü uzanmış,ayakları suda.’’Sen beni korkudan öldürdün’’diye biraz kızdım.’’Ben babayım,bişey olmaz’’dedi,’’yahu deniz babayı mı dinler,alır götürür’’dedim,yatağına getirdim.Sabah oldu,kalktık.Durumu anlattım’’Allah Allah,yahu sahi mi diyorsun,hiç haberim yok’’dedi,güldük.Yine Denizli ve Uşak yöresine bizi götürdüler.Bir konser de Uşak’ın Sivaslı ilçesine koymuşlar.Açık hava sineması dolmuştu,program başladı.

 

Konserin ortalarında dediler ki’’kapıda polis bekliyor program bitince sizi götürecekler’’.’’Nasıl edelim’’ dedik,’’gençler bizi verir mi’’.Biz programımızı yaptık,programın sonunu oranın yerel ozanlarına bıraktık.Polis bizi beklesin.Sinemanın arka kapısında,tarlaların içinde karanlıkta kaçtık.Ayçiçek ve tütünleri toplamışlar,onların sapları karanlıkta bizi yaralıyor.Sağımıza solumuza batıyor.

 

Bir eve gittik.Aynı gece eski tarla jiplerinden bir jip temin ettiler.Dağ yollarında ilerleyerek bizi İzmir yoluna çıkardılar.Ordan otobüse bindik,Ankara’ya geldik.Fakat,tüm kaçtığımız yerlerden sonra,bizi mahkemelere götürdüler.Bazısından yattık,bazısından bıraktılar.

 

Bana hep uzun hava söyletirdi.Derdi ki’’Sen uzun hava söyleyince kuduruyorsun’’.Ben söylediğim zaman bizim oğlan yine kudurdu derdi.70’li yıllarda,beraber Hacı Bektaş Şenlikleri’ne katıldık.O zaman kapalı salon yoktu,açık havada yapılırdı.Feyzullah’ın kafa hoştu,biraz devlete dokundu.Kaymakan kızdı ve alın diye emir verdi.Gece geç vakitti.Sabah oldu,kaymakama gittik.O da benim askerlikte teğmenimdi.Tanıştık,konuştuk,özür diledik.Babayı aldık.Anılarımız bitmez.Aklıma gelmeyen çok anımız var.

 

Sayın Fikret Otyam’ın kızının düğününde de ikimiz program yapmıştık.

 

1980 yılının,Mayıs ayında,Yurtseverler Birliği bii Almanya’ya götürdü.İşyerinden üçer ay ücretsiz izin aldık.Almanya’ya gittik,konserlere başladık.Haftasonları konserler oluyor,haftaiçi de eşe dosta gidiyoruz,geziyoruz.Ben 1 haftalığına Hollanda’ya gittim.

 

O zaman da Avrupa ülkelerine çok iltica talebi vardı.Hollanda hoşuma gitti.Döndüm Feyzullah babaya dedim ki’’Türkiye’nin durumu belli.Gel biz de iltica edelim.Ya Almanya’ya ya Hollanda’ya.Bizim mahkeme evraklarımız olduğu için,bizi kabul ederler’’.Yok dedi.Ne kadar ısrar ettiysem yok dedi.’’Biz Türkiye’ye gidip,Türkiye Birlik Partisi’ne yardım edeceğiz,söz verdim’’dedi.’’Sen de kalmayacaksın’’dedi.Ben de vazgeçtim.Onu kıramazdım.

 

Konserler devam ediyordu.Nürünberk konserine gittik,çok kalabalıktı.Konser bitti,bizleri evlere misafir ettiler.Ayrı ayrı misafirliğe gittik.2.günü bir telefon geldi,babanın ev sahibi idi.’’Baba 2 gündür ne uyudu,ne de bizi uyuttu.Kendi oturuyor,bize de oturun diyor.Kimseyi dinlemiyor,seni dinlermiş ve seni istiyor’’dedi.Kalktım gittim.Parolasını söylüyor,dut yedim duttu beni,diyor.Ben anladım’’baba bu ne hal,kalk yat istirahat et’’dedim.’’Ben babayım’’dedi.Tamam dedim.Beni kırmadıikalktı yattı,herkes yattı.

 

Türkiye’ye döndük,1 ay sonra 12 Eylül oldu.Bizi yurtdışına bırakmadılar.Baba kafasına vurdu,neden seni dinlemedim diye.Sıkı yönetim mahkemeleri durmadan bizi çağırıyor ve yurtdışına yasak koyuyordu.Erzincan sıkı yönetiminde,bizi çağırdılar,gittik.Erzincan’a askeriyeye gittik.Mahkemede askeri hakimler,savcılar ifadelerimizi alıyor,zamanın hükümetini devirmeye,mevcut düzeni değiştirmeye teşebbüs ediyorlar ve Amerika’ya hakaretli kelimeler söylüyorlar.Bizi bıraktılar.

 

Eğildim,bi kendime baktım,bir de ona baktım,ne o dedi.’’Yav baba biz neymişiz de haberimiz yokmuş.Koca düzeni sazımızla değiştiriyormuşuz’’dedim.’’Bizden korkuyorlar’’dedi.

 

Birgün evde idim,telefon etti.’’Gel yarı aşure yapacağız’’dedi.Benim de eşim memlekete gitmişti.’’Baba ben çocuklara bakıyorum,sonra gelirim’’dedim.Tamam dedi.2 gün sonra işe gittim.Sabah bir telefon geldi.’’Feyzullah kalp krizi geçirdi,gelin.’’Hemen müdüre koştum bir araba aldım.

 

Kurtuluş Parkı’na gittim ki koca çınar sırtüstü uzanmış,gözleri büyümüş ve açık,üstüne kapandım masaj yaptım.Bir polis beni kaldırdı,’’işi bitmiş’’dedi.Gözlerini elimle kapattım.O zamana kadar hiç ölü görmemiştim.Şok oldum.Cenazesinde üstüme düşeni yaptım mezarın başında saz çaldım,türkü söyledim.

 

Onun isteğiydi bu.

 

Aylarca uyumadım.Çok etkisinde kaldım.Çünkü,can dostumu,yoldaşımı,sırdaşımı kaybetmiştim.Beni yalnız bıraktı,onun gibi sağlam arkadaş bulunmazdı ve bulamadım,bulamayacağım da.

 

Bu yazıyı yazarken bile,sanki karşımda bei görüyor.Ruhu şad olsun.Ozanlara sahip çıkmayanlar utansın,utansınlar.

Feyzullah hiç parayı sevmedi,hiç de parası olmadı.Ölürken bile cebinde parası yoktu.

Seni çok özlüyorum koca çınar.

 

                                                                                        

İsmail İPEK

 

alt